Connect with us

Akıllı Yaşam

ELON MUSK’A ÜNLÜ DOKTORLARDAN YANIT

Published

on

Elon Musk’ın beyin çipine Türk doktorlardan yanıt

Elon Musk’ın beyne yerleştirilecek çiplerle körlerin görebileceği, konuşamayanların konuşabileceği ve felçlilerin yeniden hareket edebileceği yönündeki açıklamaları dünya genelinde büyük tartışma yarattı. Peki bu teknoloji gerçekten bu hayati dertlere derman olabilir mi? Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Soner Şahin ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin, Neuralink ve beyin-bilgisayar arayüzlerinin bugünkü bilimsel sınırlarını anlattı

Elon Musk’ın 2016 yılında kurduğu Neuralink şirketi, insan beynine yerleştirilen çipler aracılığıyla beyin sinyallerini bilgisayarlarla buluşturmayı amaçlıyor. Musk, bu teknolojinin gelecekte görme engelli bireylere yeniden görme yetisi kazandırabileceğini, konuşma yetisini kaybeden kişilerin iletişim kurmasını sağlayabileceğini ve felçli hastaların hareket kabiliyetini geri kazanabileceğini ifade ediyor. Ancak uzmanlara göre bu açıklamalar bugünün tıbbi gerçeklerinden çok, geleceğe yönelik bir vizyonu temsil ediyor.

TEORİK OLARAK MÜMKÜN

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Medicana Ataköy Tıp Fakültesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Şahin, beyin-bilgisayar arayüzleri alanındaki çalışmaların yaklaşık 50 yıldır sürdüğünü, Neuralink’in ise bu alanı yüksek teknolojili implantlar ve robotik cerrahiyle daha ileri taşımayı hedeflediğini söyledi. Şahin, “Eğer kişinin gözleri sağlam ama gözden beyne giden sinirlerde ya da beynin görme merkezlerinde sorun varsa, teorik olarak beyin-bilgisayar arayüzleri gelecekte görmeyi kısmen geri kazandırabilir. Ancak bu teknoloji henüz çok erken aşamada” dedi

HENÜZ KANITLANAMADI

Elon Musk’ın Neuralink’in gelecekte doğuştan kör olan kişilere bile görme sağlayabileceğini öne sürdüğünü ifade eden Şahin, şöyle devam etti: “Ancak bu şu an için kanıtlanmış bir sonuç değil, daha çok uzun vadeli bir hedef ve öngörü. Örneğin, retina hastalıkları nedeniyle görmesini kaybeden bazı kişilerde, göze veya beyne yerleştirilen deneysel implantlarla ışık, şekil veya hareket algısı sağlanabildi. Bazı araştırma grupları, beynin görme merkezini doğrudan uyararak kişinin ışık noktaları veya basit şekiller görmesini sağlayabildi. Ancak bu, sağlıklı bir insanın gördüğü gibi net ve renkli bir görüntü anlamına gelmiyor. Şu anki teknoloji daha çok ışığı fark etme, nesnenin yerini anlama, basit şekilleri seçebilme seviyesinde.

ALS VE FELÇ DURUMLARI

Prof. Dr. Şahin ayrıca, teorik olarak bu sistemlerin omurilik yaralanmaları, ALS, ileri derecede felç, konuşma kaybı ve bazı nörolojik bozukluklarda hastaların çevreleriyle yeniden iletişim kurmalarına yardımcı olabileceğini de ifade etti. Şahin, “İnsanlarda gerçekleştirilen çalışmaların sayısı sınırlıdır ve uzun dönem güvenlik verileri henüz yeterli değildir. İmplantların biyolojik uyumu, yıllar içerisindeki performans değişiklikleri, enfeksiyon riski, cihaz dayanıklılığı ve olası nörolojik etkiler gibi birçok soru halen araştırılmaktadır” dedi.

MADALYONUN İKİ YÜZÜ

Madalyonun iki yüzü Muhammed Keskin Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin de, Musk’ın beyinlere çip yerleştirilmesiyle felçli hastaların yürüyebilmesi ve doğuştan kör kişilerin görme yetisinin geri kazandırılması gibi iddialarının tıp dünyasında hem büyük bir heyecan hem de temkinli bir şüpheyle karşılandığını söyledi. Madalyonun iki yüzü olduğuna dikkat çeken Keskin, “Gerçekten körler görecek, felçliler yürüyecek mi? Evet. Bu teorik olarak mümkün ve gelecekte bunu göreceğiz. Bizim beynimiz aslında elektrikle çalışan devasa bir bilgisayar gibidir. Kolumuzu kaldırırken, bir şeye bakarken nöronlar dediğimiz hücreler birbirine elektrik sinyalleri gönderir” dedi.

DEMANS RİSKİ KÖRELEBİLİR

Akıllı çiplerin demans ve alzheimer gibi unutkanlık hastalıklarına karşı da ciddi bir etkisinin olabileceğini de ifade eden Keskin, “Bu küçük akıllı çipler, beyinde tembellik yapmaya başlayan, sinyal üretmekte zorlanan hücreleri ufak ufak elektrik akımlarıyla uyarabilir. Tıpkı çalışmayan bir kası egzersizle canlandırmak gibi, beyni sürekli zinde tutabilir. Bu da hafıza kayıplarını ciddi oranda yavaşlatabilir, hatta erken dönemde demans riskini köreltebilir” diye konuştu.

BEYNİMİZ HACK’LENEBİLİR Mİ?

Prof. Keskin, madalyonun olumsuz yönünü de şu ifadelerle anlattı: “Sonuçta beyninizin içine, yani en mahreminize yabancı bir metal parçası yerleştiriyorsunuz. Vücudun bunu reddetme riski var, enfeksiyon riski var. Daha da ürkütücüsü; bilgisayarların hack’lendiği bir dünyada, beynimizdeki çipin hack’lenmeyeceğini kim garanti edebilir? Özetle, Elon Musk abartmayı sever, yarın sabah kalktığımızda uçan kaçan insanlar olmayacağız. Ama tıp dünyası adına muazzam bir kapı aralandı. Önümüzdeki 10-20 yıl içinde bu teknoloji, çaresiz dediğimiz birçok hastalığın umudu olacak.”

KÖPRÜ GÖREVİ GÖRECEK

“Bir insan felç olduğunda bacaklarında sorun yoktur, sorun, beyinden bacaklara giden “kabloların” (yani omuriliğin) kopmuş olmasıdır” diyen Prof. Keskin, şöyle devam etti: “İşte bu çipler, o kopan kablonun yerine geçen yapay bir köprü kuruyor. Beyin “Yürü” dediğinde, çip bu elektriksel emri okuyor ve kablosuz olarak bacak kaslarına ya da bir robota iletiyor. Yürümek zor ama kesinlikle imkansız değil. Görme meselesi de öyle. Doğuştan kör birinin gözleri görmüyor olabilir ama beynindeki o görüntüyü işleyen “görme merkezi” sapasağlam duruyor. Çip, gözlükteki kameradan aldığı görüntüyü doğrudan beyne bir elektrik sinyali olarak verecek. Tabii ilk etapta kimse Netflix’i 4K kalitesinde izlemeyi beklemesin; muhtemelen önce ışıklar, gölgeler ve kaba karaltılar seçilecek. Ama hiç görmeyen biri için bu ne demek, tahmin edersiniz.”

KALBE ETKİSİ NASIL OLACAK?

Prof. Dr. Keskin, bu çiplerin kalbe de iyi gelebileceğini söyleyerek, şu noktalara vurgu yaptı: “Beynimiz ile kalbimiz, günün 24 saati birbiriyle konuşur. Streslendiğinizde kalbinizin küt küt atması bundandır. Çoğu ölümcül ritim bozukluğu veya kalp krizi tetiklenmesi, beyinden kalbe giden hatalı ve aşırı stres sinyalleri yüzünden olur. Gelecekte bu çipler, kalbimizi yöneten sinir merkezlerini birer emniyet supabı gibi dengeleyebilir. Kalp krizi anında veya tehlikeli bir ritim bozukluğu başladığında, beyindeki o panik merkezini sakinleştirerek kalbin durmasını engelleyebilir. İleri derece kalp yetmezliği olan hastalarda, kalbin yükünü hafifletecek emirleri beyne fısıldayabilir. Yani kalbimizi de bu siber korumaya alabiliriz.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © Gazetekno